Skip to main content

Fizyoterapi Tarihçesi

Fizyoterapi, kas-iskelet sistemi başta olmak üzere nörolojik, ortopedik ve fonksiyonel bozuklukların değerlendirilmesi ve tedavisinde kullanılan bilimsel temelli bir tıp alanıdır. Tarihsel kökeni Antik Yunan’a, Hipokrat ve Galen gibi hekimlerin egzersiz, masaj ve traksiyon gibi yöntemleri kullanmasına kadar uzanır. 19. yüzyılda Per Henrik Ling’in tıbbi jimnastik sistemiyle modern fizyoterapi şekillenmiş, 1. Dünya Savaşı sonrası ise savaş gazilerinin rehabilitasyonu için sistematik bir meslek haline gelmiştir.

Türkiye’de Fizyoterapinin İlk Adımları

Türkiye’de fizyoterapi eğitimi ilk kez 1961 yılında, İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurulan Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu ile başlamıştır. Bu dönemde eğitim kadrosu, ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’da eğitim almış uzmanlar tarafından oluşturulmuştur. Yurt dışındaki klinik uygulama deneyimleri, Türkiye’deki fizyoterapi pratiğine hem teorik hem de teknik katkılar sağlamıştır.

Günümüzde Fizyoterapi

Bugün fizyoterapi; nörolojik rehabilitasyon (ör. inme, spinal kord yaralanmaları), ortopedik rehabilitasyon (ör. travma sonrası fonksiyon kaybı, cerrahi sonrası iyileşme), pediatrik fizyoterapi, kardiyopulmoner rehabilitasyon, el rehabilitasyonu gibi birçok alanda uzmanlaşmıştır.

Modern fizyoterapide kullanılan yöntemler arasında:

  • Manuel terapi teknikleri (mobilizasyon, manipülasyon),
  • Elektroterapi (TENS, NMES, ultrason),
  • Fonksiyonel egzersizler ve kinezyolojik analizler,
  • Robotik rehabilitasyon ve sanal gerçeklik tabanlı uygulamalar yer almaktadır.

El Cerrahisi Sonrası Fizyoterapide Güncel Yaklaşımlar

El cerrahisi sonrası rehabilitasyon, fonksiyonun yeniden kazanılması açısından kritik öneme sahiptir. Fizyoterapi bu süreçte:

  • Ödem kontrolü (kompresyon bandajlama, elevasyon, lenfatik drenaj),
  • Skar mobilizasyonu ve doku elastikiyetinin yeniden sağlanması (transvers friksiyon masajı, silikon tabaka uygulamaları),
  • Eklem hareket açıklığının korunması ve artırılması (aktif–pasif ROM egzersizleri, kontraktür önleyici pozisyonlama),
  • Tendon kayma egzersizleri (örneğin: Duran protokolü, Kleinert yöntemi),
  • Motor beceri ve kavrama kuvvetinin yeniden kazandırılması (propriyoseptif egzersizler, el dinamometresi eşliğinde dirençli çalışmalar),
  • Fonksiyonel aktivite eğitimi (iş-uğraşı terapisi destekli günlük yaşam aktiviteleri uygulamaları)

gibi çok boyutlu bir rehabilitasyon programını içerir.

Erken mobilizasyon protokolleri, yapısal onarıma göre bireyselleştirilirken; tendon, sinir ya da bağ tamiri gibi operasyonlar sonrasında hem koruyucu hem de fonksiyonel yükleme dengesinin iyi planlanması gerekmektedir. Bu noktada fizyoterapist, cerrah ile yakın iş birliği içinde çalışarak hastaya özel egzersiz reçetesi oluşturur.

Fizyoterapi, hem dünyada hem de Türkiye’de tarihsel birikimini güncel bilimsel yaklaşımlarla harmanlayarak gelişmiş; özellikle el cerrahisi sonrası fonksiyonel iyileşmeyi hızlandırmak ve yaşam kalitesini artırmak adına vazgeçilmez bir rol üstlenmiştir.